net bilgi kütüphaneniz

Kütüphanemiz ( kütüphanemiz.com)
buingi.com adresimize taşındı. .

7.09.2019

Mustafa Kemal Atatürk'ün, Lenin'e Mektubu



‘Mücadelemiz her seyden önce kapitalizme karsı yönelmiştir’ Atatürk‘ün 4 Ocak 1922’de Lenin‘e yazdığı mektubun düzeltilmis tam metnini Türkiye basınında ilk kez yayımlıyoruz. “Memleketimizi düsmandan kurtardıktan sonra, kamusal ehemmiyet tasıyan büyük isletmeleri devlet eliyle yönetme niyetindeyiz. Böylece gelecekte büyük kapitalist sınıfların efendiliğinin ülkede hâkim olmasının önüne geçmis oluruz.”Ankara, 4 Ocak 1922 Değerli Başkanım, Ankara’da genel bir saygı ve sempati kazanan yoldas Frunze’nin,ülkemizden ayrılısı vesilesinden istifade ederek, sahsi his ve fikirlerimden baska, gizli olarak, Türk siyaseti konusundaki görüslerimi ve bilhassa, Türk-Rus münasebetlerini,size, kısaca açıklamak isterim.



KORKUYA KAPILAN BÜYÜK BATILI EMPERYALİST VE KAPİTALİST ÜLKELER


Bildiğiniz gibi, Türk ve Rus halkları, yüzyıllarca sürdürülmüs boyunduruk zincirini bir hamlede silkip attıktan sonra, kendi halklarının da bu yolu takip edeceklerinden dolayı büyük korkuya kapılan büyük Batılı emperyalist ve kapitalist kuvvetlerin saldırısına uğradığından, halklarımız arasındaki yakınlık ve anlasma, kendiliğinden gelismistir. Hatırlayacağınız gibi, müsterek umutların ve benzer sartların neticesi olarak ortaya çıkan fikirlerin gelismesi, hükümetlerimiz arasında resmi münasebetlerin kurulmasına yol açmıs ve bilhassa bu münasebetlerde tayin edici bir rol oynamıstır.

“TÜRKLER VE RUSLAR,HEMEN ANLASTI”


Türkler ve Ruslar, tarihleri, yüzyıllarca sürdürülmüs kanlı savaslarla doldurulduktan sonra,hemen anlasmıs ve uzlasmıslar-dır. Bu vaziyet, öteki ulusları saskınlığa uğratmıstır. Pek çoğu, dostluğun geçici olduğu ve sartların
zoruyla sağlandığı konusunda bir inanca sahip olmuslardır. Hâlâ da bu inançtadırlar. Fakat, iki halkın hangi sartlarla ve ne ölçüye kadar birbirlerini anlayıp sevdiğini ve eski kavgaların, zalim yöneticilerin kıskırtmaları ile çıkmıs olduğunu, son savasta asker ve subayların birbirleriyle nasıl isteksizce savastığını görmüs olanlar, birkaç sene önce olusan yeni
vaziyetin sürekli ve istikrarlı olduğunu kabul etmekte gecikmeyeceklerdir. Çünkü bu vaziyet tabii olandır ve eski istihdafı ayakta tutan suni düsmanlık ise son nefesini vermistir. Türkiye’nin rejim değistirmesi, Rusya’da olduğu gibi, sosyal bir
devrimle ortaya çıkmıs olmayıp, yabancı devletlerin saldırı ve hâkimiyetlerine karsı bir baskaldırma türünde olduğundan, dünya kamuoyunun dikkatini çekmemistir. Bu baskaldırıs, canlı ve gerçek olarak dile getirilmemistir. Yüzeysel de olsa, ülkemiz hakkında bir bilgiye sahip olanlar, 1918 Mütarekesi’nden, özellikle 16 Mart 1920’den beri alınan yolun çok büyük olduğunu kabul edeceklerdir.
Yüzyıllardan beri her seyde efendilerine ve saraylılara ve daha sonra oligarsiye bağlı kalan Türk halkı, 1919 yazında girisilen savasla, kendi kaderinin sahibi olmayı basarmıstır.

TÜRK HALKI EFENDİSİZ YAŞAYABİLECEĞİNİ İLAN ETTİ


Açık konusuyorum. Erzurum ve arkasından Sivas kongrelerinde bir araya gelen delegeler, halkların kendi kaderlerini tayin hakkını öngören bir hükme varmıslardır. Siz, değerli Baskanım, daha Dünya Savası’ndan önce, bu hususu müdafaa etmekteydiniz. Bu kongrelerde kabul edilen kararlarla, istanbul’un yetersiz ve yeteneksiz ellerdeki iktidarı tasfiye edilecek
ve yeni yöneticileri, bizzat milletin kendisi seçecektir. Büyük Millet Meclisi’nde bulunanlar, Türkiye’de yeni bir dönemin
basladığını ve Türk halkının artık uzun süreden beri olduğu gibi kendi yöneticilerinin himayesi altında değil, efendisiz yasayabileceklerini ilan ettiler. 16 Mart 1920 darbesinden sonra 23 Nisan’da Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nde toplanan
halk temsilcileri, milletin iradesini ve kaderini bağımsız ve hâkim bir varlık olarak tayin etme arzusunu ilan ettiğinde, bu isteğin, bütünüyle gerçeklesmesi milli bir gaye olmustur.

KAPİTALİST SİSTEM NEFRET UYANDIRIYOR


Simdi, bütün bunlar gerçeklesiyor. Halk tarafından seçilmis olan temsilciler, sadece yasama kuvvetini değil, aynı zamanda,yürütme kuvvetini de doğrudan, kendi seçtikleri ve her hareketlerinde onlara hesap verecek vekâletler aracılığıyla ellerinde bulundurmaktadırlar. istisnai olarak, milletin bağımsızlık ve güvenliğinin söz konusu olduğu fevkalade hallerde, halk temsilcileri, yargı vazifesini Đstiklal Mahkemeleri aracılığıyla yerine getirmektedir. Görüldüğü gibi, bizde iktidarın üç fonksiyonunun ayrılığı mevcut değil. Batı’da kapitalist sistemin bütün milletin üzerindeki efendiliğini güçlendirmek ve bu sınıfın iktidarı istismar etmesi için özenle hazırlanan bu sistem, nefret uyandırmaktadır. Bu bakımdan, biz kapitalist sistemden daha çok, Sovyet sistemine yakınız.

BAŞKALARININ EMEĞİYLE YAŞAYAN PARAZİTLER SINIFI


Sosyal alanda da, memleketimizde benzer değisimler olmustur. Yeni vaziyetimizin ve ekonomik sartların gereği olarak, toplumun, artık istismara bas eğmemek konusundaki kararının neticesi olarak, herhangi bir çaba göstermeksizin, baskalarının emeği ile yasayan parazitler sınıfı bütünüyle ortadan kalkmamıssa bile, bu sınıfa girenlerin sayısında büyük bir azalma olmustur. Modern Türkiye’de, imparatorluk döneminin efsanevi zengin sınıfı artık yoktur. Büyük arazi sahiplerinin gelirleri artık düsmüstür. Simdi, Türkiye’de herkes düzenli çalısmak zorundadır. Sonuç olarak, bugünün Türkiye’sindeatılan adımlar herkes içindir.

Türkiye, Batı Avrupa’ya olduğundan çok, bir bakıma Rusya’ya, özellikle son birkaç ayın Rusya’sına daha yakındır. Sonra, memleketlerimiz arasında bir baska mühim benzerlik, bizim, kapitalist ve emperyalist düzene karsı savasmamızdır. Kapitalizm Türkiye’de, Avrupa’da ve eski Rusya’da olduğundan daha zayıf gelisti. Fakat vaziyet, büyük tesebbüslerdeki hemen bütün kapitalin yabancılar tarafından yatırılmıs olmasıyla siddetlenmistir. Halkımızın istismarını kolaylastırmak

için kurulmus olan kapitülasyon sistemi, gelismemizi engellemis ve bizi bu sömürüye tahammül etmeye mahkûm etmistir.
Bu rejimi ortadan kaldırma hedefine sahip bugünkü mücadelemiz her seyden önce kapitalizme karsı yönelmistir.

BÜYÜK İŞLETMELERİ DEVLET YÖNETECEK


Biz memleketimizi düsman istilasından kurtardıktan sonra, kamusal ehemmiyet tasıyan büyük isletmeleri devlet eliyle yönetme niyetindeyiz. Böylece gelecekte büyük kapitalist sınıfların efendiliğinin ülkede hâkim olmasının önüne geçmis oluruz. Türkiye’nin büyük devletler ve onların uyduları tarafından hâlâ açık veya kapalı olarak çılgınca saldırılara hedef olmasının nedeni, bütün mazlum milletlere kurtulus yolunu göstermis olmasıdır.

BATI DÜSMAN GİBİ,SOVYETLER DOST GÖZÜYLE BAKIYOR


Bütün bunlar, Türkiye’nin bütün müesseseleriyle ve bugünkü hükümetiyle sadece Sovyet Rusya’da güven hissi yaratabileceğini, Batı’nın ise, bize düsman gözüyle bakmasını gerektireceği gerçeğini ortaya koyar.
Milletlerarası siyaset alanında Türk-Fransız anlasması, Rus-ingiliz ticaret anlasması gibi, sartların zoruyla vücut bulmustur. Bu anlasma, gelecekte imzalayabileceğimiz anlasmalar gibi, ideallerimizden vazgeçtiğimiz anlamını tasımaz. Sizi kesin surette temin ederim ki, her halükârda Büyük Millet Meclisi’nin Türkiye’si bugüne kadar Sovyet Rusya’ya karsı takip ettiği siyasetten vazgeçmeyecektir ve bu konuya dair yayılmıs bütün söylentilerin hepsi yalandır.

SOVYETLER’E KARŞI HİÇBİR ANLAŞMA YAPMAYACAĞIZ


Yine aynı sekilde sizi temin ederim ki, Sovyet Rusya’ya karsı doğrudan veya dolaylı olarak asla hiçbir anlasma yapmayacağız ve hiçbir koalisyona girmeyeceğiz. Son zamanlarda meydana gelen aramızdaki bütün yanlıs anlasılmalar,her seyden önce Ankara- Moskova arasındaki yazısmaların oldukça yavas olmasından kaynaklanmaktadır.
Değerli Baskanım, bu içten açıklamaların iki halkımız ve hükümetimiz arasındaki dostane ve kardesçe münasebetleri daha da kuvvetlendireceği ümidiyle samimi kardeslik hislerimi kabul etmenizi dilerim.

Mustafa Kemal
[su_note note_color="#fdfddb" text_color="#000000"]Not:
Sovyet arsivinde yapılan çalışmalar, bir gerçeği daha ortaya çıkardı. Atatürk’ün bundan 81 yıl önce, 4 Ocak 1922 tarihinde Lenin’e yazdığı mektup, Türk basınında sansürlenerek yayımlandı. Bu mektup, ilk kez, 26 Mayıs 1969 tarihli Aksamgazetesinin 5. sayfasında çıktı. Ali Kemal Meram’ın hazırladığı “Devlet Kurulurken Mustafa Kemal’den Sovyetler’e Sovyetler’den Mustafa Kemal’e Mektuplar ve Milli Mücadele” başlıklı yazı dizisi içinde yayımlanan mektubun belirli paragrafları ne hikmetse yok olmuştu.Anlayacağınız gibi yok olan kısımlar Atatürk’ün Kapitalizm hakkında söyledikleri idi![/su_note]

Kaynak : Aydınlık 19.01.2003


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.