Duyuru

Merhaba.Kütüphanemizden.com sayfamızdaki içerikler,şu an bulunduğunuz Kütüphanemiz sayfasına taşındı.Kütüphanemiz olarak hiçbir şekilde reklam yayınlamıyoruz ve reklam talebinde bulunmuyoruz

Dördüncü Açık İnovasyon Kampı Ne Zaman?

   Açık İnovasyon Derneği olarak ‘Biz, Benden Akıllıyız’ mottosuyla bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilecek HacknBreak Açık İnovasyon Kampı’nda yine Türkiye’nin en yaratıcı insanları ile BİLİM, TEKNOLOJİ ve TASARIM konuşmak ve daha iyi bir gelecek inşa etmek için bir araya geliyor.
  
Türkiye’nin ilk Açık İnovasyon Kampı Hack’n Break, gerçek hayat problemlerine çözüm üretmek amacıyla, tasarım ve teknoloji yaklaşımlı çözümler geliştirme motivasyonuna sahip, inovatif düşünen, tasarlayan, üreten ve geliştiren farklı disiplinlerdeki insanları, 24 Ağustos -1 Eylül 2019 tarihleri arasında İzmir Urla'da buluşturacak. #hacknbreak etkinliğiyle ilgili detaylı bilgiye alttaki bağlantılardan ulaşabiliirsiniz.

Devamı

Dördüncü Açık İnovasyon Kampı Ne Zaman?

   Açık İnovasyon Derneği olarak ‘Biz, Benden Akıllıyız’ mottosuyla bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilecek HacknBreak Açık İnovasyon Kampı’nda yine Türkiye’nin en yaratıcı insanları ile BİLİM, TEKNOLOJİ ve TASARIM konuşmak ve daha iyi bir gelecek inşa etmek için bir araya geliyor.
  
Türkiye’nin ilk Açık İnovasyon Kampı Hack’n Break, gerçek hayat problemlerine çözüm üretmek amacıyla, tasarım ve teknoloji yaklaşımlı çözümler geliştirme motivasyonuna sahip, inovatif düşünen, tasarlayan, üreten ve geliştiren farklı disiplinlerdeki insanları, 24 Ağustos -1 Eylül 2019 tarihleri arasında İzmir Urla'da buluşturacak. #hacknbreak etkinliğiyle ilgili detaylı bilgiye alttaki bağlantılardan ulaşabiliirsiniz.

Devamı

SİSTEMİN Türlü - Çeşitli "Enstrümanları"...

Yazar: Ahmet H. Köse

  
   
Epey oluyor, yolumun önüne kaya yuvarlayan (ama bunu akıllıca yapan) bir hukuk adamı (ki daha sonraları "solumtrak" siyasi bir kimlikle donandığını da görecektim) bana sormuştu:
    "Sizin arkadaşlarınızın (kimse onlar) çoğu iş güç sahibi. Özel sektör firmalarında yöneticilik yapanlar bile var. İyi de sizinle neden bu kadar uğraşılıyor ki?"
Halbuki kendisi benimle ilgili pek çok şeyi biliyordu (hatta bir aşağılık yaratığın bana bulaştırmaya çabaladığı pisliği bile duyup işitmişti). Ne diyebilirdim ki? Aklıma, Fidel Castro'ya mal edilen ve bu mecrada çok tekrarlanan o sözler gelmişti:
    "Düşmanın seni övüyorsa (biz ona "sana dokunmuyorsa" yı da ekleyebiliriz) sende bir eksiklik ("puştluk" diye geçer ama ben Castro'nun o sözü kullandığını sanmıyorum) var demektir".
    Castro'ya mal edilen sözleri kendisine söylediğimde ise sadece gülmüştü.
80 öncesi devrimci mücadelede yer almış ve şimdi elinin ve kafasının emeğiyle ekmeğini kazanan bir tanıdık da benzer sözler etmişti:
"Bu kadar didişmesen sanırım şimdi bir firmada CEO idin".
    Benzer sözler kızkardeşime, babası Trabzon'daki ilerici - devrimci öğretmen hareketinde önemli katkıları olan ama kendisi üniversitede sağ kesimle birlikte hareket eden bir sınıf arkadaşı - meslekdaş tarafından da söylenmişti.
İlk kez benim dönemimde çıkarttığımız ve şimdi yayınına devam eden Oda dergisine, yanılmıyorsam 90 lı yıllarda bir makale göndermiştim. Makalenin yayınlanmasından sonra bazı akademisyenlerin "bu bir doktora tezi olabilirdi" dedikleri, tanıdıklarca bana iletilmişti - sağolsun bazı Laz tanıdıklar da, o makalenin Kanada'daki bir Kafkas sitesinde yayınlandığını ve bir internet ansiklopedi sitesinde, raferans kaynağı olarak gösterildiğini söylemişlerdi.
Geçen sene, yani aradan yaklaşık 15 sene geçtikten sonra, eskilerden bir tanıdığın kardeşi, "rastlantı eseri" olarak karşılaştığımızda bana, lafı hiç uzatmadan, doğrudan doğruya "neden doktora için başvurmuyorsun, nasıl olsa elinde bir tez var" demişti. "Ben üniversiteye başvuracağım ve beni kabul edecekler, öyle mi" sorumu ise, "sen hele bir başvur bakalım" diye cevaplamıştı.
Lise birinci sınıftan itibaren okuduğum kitaplar üzerinden yakınlık duyduğum Bilimsel Sosyalizm'e olan inancımı; 12 yılı aşan işsiz bırakılma döneminde, 7 yılı aşan mecburi yurt dışı yaşantımda, yalnızca bana değil aileme de yaşatılan güçlüklere rağmen, hiç kaybetmedim.
    Şimdi ise, bildik itibarsızlaştırma uygulaması doğrultusunda, adi bir suç isnat edilerek (adam yaralama ve silahla tehdit) 3 Ocak 2020 tarihinde, 7 yılla yargılanacağım. Mahkum edilmem durumunda ise, "içeriden" sağ olarak çıkamayacağımı da iyi biliyorum.
    68 yaşındayım (bu yaşa kadar yaşacağımı da hiç düşünmemiştim) ve bu sürenin son 53 - 54 yılında, ne yaptıysam hepsi benim bilinçli tercihim doğrultusunda oldu. Bundan sonra da öyle olacak.
Eski dönemlerden bir Komünist'in, hapiste beraber yattığı bir hocaya, "bizim meslek biraz dervişliğe benzer hoca efendi" dediği belirtilir ki bu tanımlama ağırlıklı olarak doğrudur.
Sözün özüne gelince; yalnız baskıyla, hapisle değil, parayla, pulla da TESLİM ALINAMAMAKTIR önemli olan.
Yarınların sorumluluğunu bilinçli olarak omuzlarında taşıyanlar teslim alınamazlar.
    Yolumuz, teslim alınamayanların yolu olsun !..
Devamı

SİSTEMİN Türlü - Çeşitli "Enstrümanları"...

Yazar: Ahmet H. Köse

  
   
Epey oluyor, yolumun önüne kaya yuvarlayan (ama bunu akıllıca yapan) bir hukuk adamı (ki daha sonraları "solumtrak" siyasi bir kimlikle donandığını da görecektim) bana sormuştu:
    "Sizin arkadaşlarınızın (kimse onlar) çoğu iş güç sahibi. Özel sektör firmalarında yöneticilik yapanlar bile var. İyi de sizinle neden bu kadar uğraşılıyor ki?"
Halbuki kendisi benimle ilgili pek çok şeyi biliyordu (hatta bir aşağılık yaratığın bana bulaştırmaya çabaladığı pisliği bile duyup işitmişti). Ne diyebilirdim ki? Aklıma, Fidel Castro'ya mal edilen ve bu mecrada çok tekrarlanan o sözler gelmişti:
    "Düşmanın seni övüyorsa (biz ona "sana dokunmuyorsa" yı da ekleyebiliriz) sende bir eksiklik ("puştluk" diye geçer ama ben Castro'nun o sözü kullandığını sanmıyorum) var demektir".
    Castro'ya mal edilen sözleri kendisine söylediğimde ise sadece gülmüştü.
80 öncesi devrimci mücadelede yer almış ve şimdi elinin ve kafasının emeğiyle ekmeğini kazanan bir tanıdık da benzer sözler etmişti:
"Bu kadar didişmesen sanırım şimdi bir firmada CEO idin".
    Benzer sözler kızkardeşime, babası Trabzon'daki ilerici - devrimci öğretmen hareketinde önemli katkıları olan ama kendisi üniversitede sağ kesimle birlikte hareket eden bir sınıf arkadaşı - meslekdaş tarafından da söylenmişti.
İlk kez benim dönemimde çıkarttığımız ve şimdi yayınına devam eden Oda dergisine, yanılmıyorsam 90 lı yıllarda bir makale göndermiştim. Makalenin yayınlanmasından sonra bazı akademisyenlerin "bu bir doktora tezi olabilirdi" dedikleri, tanıdıklarca bana iletilmişti - sağolsun bazı Laz tanıdıklar da, o makalenin Kanada'daki bir Kafkas sitesinde yayınlandığını ve bir internet ansiklopedi sitesinde, raferans kaynağı olarak gösterildiğini söylemişlerdi.
Geçen sene, yani aradan yaklaşık 15 sene geçtikten sonra, eskilerden bir tanıdığın kardeşi, "rastlantı eseri" olarak karşılaştığımızda bana, lafı hiç uzatmadan, doğrudan doğruya "neden doktora için başvurmuyorsun, nasıl olsa elinde bir tez var" demişti. "Ben üniversiteye başvuracağım ve beni kabul edecekler, öyle mi" sorumu ise, "sen hele bir başvur bakalım" diye cevaplamıştı.
Lise birinci sınıftan itibaren okuduğum kitaplar üzerinden yakınlık duyduğum Bilimsel Sosyalizm'e olan inancımı; 12 yılı aşan işsiz bırakılma döneminde, 7 yılı aşan mecburi yurt dışı yaşantımda, yalnızca bana değil aileme de yaşatılan güçlüklere rağmen, hiç kaybetmedim.
    Şimdi ise, bildik itibarsızlaştırma uygulaması doğrultusunda, adi bir suç isnat edilerek (adam yaralama ve silahla tehdit) 3 Ocak 2020 tarihinde, 7 yılla yargılanacağım. Mahkum edilmem durumunda ise, "içeriden" sağ olarak çıkamayacağımı da iyi biliyorum.
    68 yaşındayım (bu yaşa kadar yaşacağımı da hiç düşünmemiştim) ve bu sürenin son 53 - 54 yılında, ne yaptıysam hepsi benim bilinçli tercihim doğrultusunda oldu. Bundan sonra da öyle olacak.
Eski dönemlerden bir Komünist'in, hapiste beraber yattığı bir hocaya, "bizim meslek biraz dervişliğe benzer hoca efendi" dediği belirtilir ki bu tanımlama ağırlıklı olarak doğrudur.
Sözün özüne gelince; yalnız baskıyla, hapisle değil, parayla, pulla da TESLİM ALINAMAMAKTIR önemli olan.
Yarınların sorumluluğunu bilinçli olarak omuzlarında taşıyanlar teslim alınamazlar.
    Yolumuz, teslim alınamayanların yolu olsun !..
Devamı

Linux Mint 19.2 “Tina” Çıktı

Linux Mint 19.2 "Tina"
  
   Linux Mint 19.2, 2023 yılına kadar desteklenecek uzun vadeli bir destek sürümüdür. Güncellenmiş yazılımla birlikte gelir ve masaüstünüzü daha da rahat bir hale getirmek için iyileştirmeler ve birçok yeni özellik sunar.
Linux Mint blog sayfasından , Linux Mint 19.2 "Tina" kararlı sürüm duyurusu yapıldı.

Sistem Gereksinimleri:

  • 1GB RAM ( 2GB önerilse de Kütüphanemizden olarak 6GB ram öneririz ).
  • 15GB disk alanı ( 20GB önerilir ). 
 64-bit ISO indirme adresleri:
32 bit ISO indirme adresi: https://www.linuxmint.com/download_all.php.

Kaynak: 1
Devamı

Linux Mint 19.2 “Tina” Çıktı

Linux Mint 19.2 "Tina"
  
   Linux Mint 19.2, 2023 yılına kadar desteklenecek uzun vadeli bir destek sürümüdür. Güncellenmiş yazılımla birlikte gelir ve masaüstünüzü daha da rahat bir hale getirmek için iyileştirmeler ve birçok yeni özellik sunar.
Linux Mint blog sayfasından , Linux Mint 19.2 "Tina" kararlı sürüm duyurusu yapıldı.

Sistem Gereksinimleri:

  • 1GB RAM ( 2GB önerilse de Kütüphanemizden olarak 6GB ram öneririz ).
  • 15GB disk alanı ( 20GB önerilir ). 
 64-bit ISO indirme adresleri:
32 bit ISO indirme adresi: https://www.linuxmint.com/download_all.php.

Kaynak: 1
Devamı

EMPERYALİZME BAĞIMLILIK VE S-400

Ahmet Kaplan 30 Temmuz 2019 tarihli sendika.org’da yayımlanan “S-400 krizi ve Türkiye’nin ABD’den bağımsızlığının sınırları” yazısında doğrunun yanı sıra yanlışı da savunuyor. Doğru bulduğum değerlendirmelerini bir paragrafta toplamış: 
“S-400 meselesi üzerine yazı yazan hemen herkesin üzerinde birleştiği bir nokta, bu sorunun, ABD ile Türkiye arasında yaşamsal bir krize yol açtığıdır. Sağ ve soldan birçok yorumcu, Türkiye’nin ABD kampından Rusya ya da Avrasya kampına doğru yol aldığını iddia ediyorlar. Hatta hızını alamayan bazı solcu yazarlar S-400 alımının, Türkiye’nin ABD emperyalizminden kısmi de olsa kopuş anlamına geldiğini ve bu yüzden desteklenmesi gerektiğini ileri sürüyorlar. Başka bazı yazarlar, bu sefer tam da sağdan, Türkiye’yi batı ittifakından kopardığı için S-400 alımına muhaliflik ediyorlar. Kürt hareketi çevresinden birçok yazar, Türkiye’nin S-400 alımı ile özellikle Kürtlere karşı ABD Rusya çelişkisine oynadığını iddia ediyorlar. Ancak bu yazarların hemen hepsinin birleştiği nokta şu; S-400 alımı Türkiye-ABD ilişkilerinde bir krize yol açıyor ve Türkiye’nin yönünü Batı kampından Rusya’ya ya da Avrasya’ya kaydırıyor. Tezleri ise Türkiye’nin ABD emperyalizminden bağımsız bir aktör olduğu yanlış varsayımı üzerinde yükseliyor”.
Arkasından, biraz da alaycı bir hava içinde (bence doğru) şunu yazıyor: “Eğer Türkiye ABD’den uzaklaşıyorsa bile Trump’ın bundan haberi olmadığı kesin...Eğer Türkiye ABD’den uzaklaşıyorsa bundan sadece Trump’ın değil ama ABD’nin başındaki diğerlerinin de haberi olmadığı kesin.”


Kaynak: 1
Devamı

EMPERYALİZME BAĞIMLILIK VE S-400

Ahmet Kaplan 30 Temmuz 2019 tarihli sendika.org’da yayımlanan “S-400 krizi ve Türkiye’nin ABD’den bağımsızlığının sınırları” yazısında doğrunun yanı sıra yanlışı da savunuyor. Doğru bulduğum değerlendirmelerini bir paragrafta toplamış: 
“S-400 meselesi üzerine yazı yazan hemen herkesin üzerinde birleştiği bir nokta, bu sorunun, ABD ile Türkiye arasında yaşamsal bir krize yol açtığıdır. Sağ ve soldan birçok yorumcu, Türkiye’nin ABD kampından Rusya ya da Avrasya kampına doğru yol aldığını iddia ediyorlar. Hatta hızını alamayan bazı solcu yazarlar S-400 alımının, Türkiye’nin ABD emperyalizminden kısmi de olsa kopuş anlamına geldiğini ve bu yüzden desteklenmesi gerektiğini ileri sürüyorlar. Başka bazı yazarlar, bu sefer tam da sağdan, Türkiye’yi batı ittifakından kopardığı için S-400 alımına muhaliflik ediyorlar. Kürt hareketi çevresinden birçok yazar, Türkiye’nin S-400 alımı ile özellikle Kürtlere karşı ABD Rusya çelişkisine oynadığını iddia ediyorlar. Ancak bu yazarların hemen hepsinin birleştiği nokta şu; S-400 alımı Türkiye-ABD ilişkilerinde bir krize yol açıyor ve Türkiye’nin yönünü Batı kampından Rusya’ya ya da Avrasya’ya kaydırıyor. Tezleri ise Türkiye’nin ABD emperyalizminden bağımsız bir aktör olduğu yanlış varsayımı üzerinde yükseliyor”.
Arkasından, biraz da alaycı bir hava içinde (bence doğru) şunu yazıyor: “Eğer Türkiye ABD’den uzaklaşıyorsa bile Trump’ın bundan haberi olmadığı kesin...Eğer Türkiye ABD’den uzaklaşıyorsa bundan sadece Trump’ın değil ama ABD’nin başındaki diğerlerinin de haberi olmadığı kesin.”


Kaynak: 1
Devamı